Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü, 1930 yılında Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kurulmuştur. Enstitü kuruluşunu takiben Ziraat Fakültesine komşu 88 dekar genişliğinde bir arazi üzerinde yetiştiricilik için gerekli tesisler inşa edilmiştir. Macaristan ve Avusturya’nın ileri tavukçuluk yapan çiftliklerinden temin edilen Leghorn cinsi 273 adet tavuk ile 19 horoz ve Rhode Island-Red cinsinden; 176 adet tavuk ile 26 horoz satın alınarak 1931 yılından itibaren fiilen damızlık yetiştiriciliğine başlanılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren Marshal yardımından yararlanılarak Enstitüye modern tavukçuluk makine ve ekipmanları sağlanmaya başlanmış, diğer taraftan yeni damızlık materyal temini amacıyla yurt dışından yeni kültür ırkı tavuklar getirtilmiştir. İngiltere, Almanya ve ABD’den leghorn, Rhode İsland Red, Newhampshire ve White Plymount Rock türlerinden yeni kan damızlık bireyler temin edilmiştir.
1950’lerden sonra bütün dünyada yayılan hibrit materyal kullanımı sonucu, Enstitü 1965 yılından sonra hibrit ebeveynlerini kendi imkanları ile üretmeyi bir görev bilmiş olup, 1970 yılından itibaren de bu çalışmalara hız vermiştir. Başlangıçta tamamen beyaz yumurtacılar üzerinde durulmuştur. İthal edilen çeşitli menşeili ebeveyn soyları ile Enstitü‘deki saf Leghornlardan yararlanılarak, yüksek yumurta verimli 4 ana ve 4 baba hattı geliştirilmiştir. Ancak yetiştiricinin dişi civciv talebi, bu hatların cinsiyet ayrımlarının kloakdan yapılması nedeniyle maliyeti arttırdığı gibi, civcivlerde fiziki zorlamaya sebep olması ve kahverengi yumurtaya olan tercihin artması ile bu soylar önemlerini yitirmiştir. Bu durumda çalışmalar, erkekleri dişilerinden tüy rengi ve tüylenme hızı bakımından farklı hibrit döl veren autosex ebeveyn soyları geliştirme yönüne kaydırılmıştır. Bu çalışmalar iki ana dalda yürütülmüştür. Birincisi kanat tüylenme hızına göre, cinsiyet ayrımına imkan sağlayan beyaz yumurtacı ebeveynler 4 hat şeklinde (O1, O2, T1, T2) geliştirilmiştir. İkincisi vücut tüy rengine göre geliştirilen kahverengi yumurtacı ebeveynler, bunlarda sekiz hat (P, G1, G2, G3, R, S1, S2, S3) şeklinde geliştirilmiştir. Daha sonra bu hatlardan 4 tanesi büyük ebeveyn olarak kullanılmıştır.
1995 yılından itibaren ise, Kanada’dan 4 beyaz 6 kahverengi olmak üzere 10 saf hat getirilmiş olup, ülkemizde başka hiçbir kamu veya özel sektör kuruluşunda bulunmayan, dünyada ise sadece birkaç ülkede bulunan bu saf hatlar üzerindeki ıslah çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan bu çalışmalar neticesinde söz konusu 10 saf hattan elde edilen onlarca kombinasyon içerisinden Türkiye şartlarında en iyi verimi veren 3 hibrit belirlenmiş olup (ATAK, ATAK-S ve ATABEY) bunların üretimleri yapılarak yurt içi ve yurt dışına satışına başlanmıştır. Bu hibritlerin, Ulusal Irk Tescil Komitesi ve Türk Patent Enstitüsünce Marka Tescili Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü adına yapılmıştır. Ülkemizde gerek özel sektör, gerekse Kamu sektöründe yumurtacı damızlık üretimi yapan tek kuruluş Tavukçuluk Araştırma Enstitüsüdür. Diğer kuruluşların tamamı ithal ettikleri parent stocklardan elde ettikleri hibritleri yurt içinde pazarlamaktadırlar.
Enstitü tarafından geliştirilen bu 3 ticari hibrit hatların ülkemizdeki ticari işletmelere satışı 2004 yılından itibaren başlatılmıştır. Bunun yanında Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelere de ihracat yapılmaktadır. Ticari işletmelere civciv satışının yanı sıra ülkemizde yapılan organik yumurta üretiminin % 65`inde Enstitünün geliştirdiği hatlar kullanılmaktadır. Özellikle Avrupa`da oldukça yaygın olan ve ülkemizde de giderek yaygınlaşan organik ve ekolojik yumurta üretiminde Enstitünün geliştirdiği hatlar, yaşama güçlerinin çok yüksek olması nedeniyle daha fazla tercih edilmektedir.
Enstitü damızlık işletmesine yapılan yatırımlarla kapasitesini yaklaşık 3 kat artırarak ülkemizde modern damızlık kafeslerde üretim yapan üç işletmeden biri olmuştur. Enstitünün damızlık tavuk kapasitesi 12.000 `den 30.000`e çıkarılmıştır. Proje materyali olarak ta 20.000 adet tavuk olmak üzere toplam mevcudumuz 50.000 adettir. Ayrıca yeni yapılan saf hat yedekleme ünitesinde tüm saf hatlar yedeklenmiş, herhangi bir sebeple ihtiyaç olması durumunda bunca yıllık emeğin ve hatların yok olması engellenmiştir. Mart 2010 tarihinde tamamlanmış olan yeni kuluçkahane 2.400 m2‘si kapalı, 8.600 m2‘si de açık olmak üzere toplam 11.000 m2 alan üzerine inşa edilmiştir. Bina, “Kuluçkahane ve Damızlık İşletmeler Yönetmeliği” ne uygun olarak tüm birimleri içerecek şekilde 5 ana bölümden oluşmaktadır. Kuluçkahanede toplam 480.000 adet kapasiteli 7 adet gelişim makinesi, toplam 230.400 adet kapasiteli olmak üzere 12 adet çıkım makinesi mevcuttur. Bu kapasite ile 52 hafta süreyle bir çıkımda 80.000 dişi civciv çıkışı gerçekleştirilebilecektir. Yapılan bu yatırımlarla AB standartlarında modern tesislerde araştırma ve üretim yaparak özel sektöre daha iyi hizmet sunulmaya başlanmıştır.
Ayrıca Enstitü, ıslah çalışmalarının yanı sıra yetiştirme ve besleme konularında üniversiteler, kamu araştırma kuruluşları ve özel sektörle ortak projeler yaparak sonuçları üreticilerin kullanımına sunmaktadır. Enstitüde bu güne kadar 44 adet ıslah, 42 adet yetiştirme tekniği, 51 adet besleme, 9 adet ekonomi ve 2 adet sağlık projesi olmak üzere toplam 148 adet proje tamamlanmıştır.
2025 yılında Ankara Üniversitesinden akademisyen Doç. Dr. Ahmet Uçar Enstitü Müdürlüğü görevine getirilmiş olup bu atama tavukçuluk sektöründe sevinçle karşılanmıştır. Doç. Dr. Ahmet Uçar’ın kanatlı genetiği ve modern yetiştirme usullerine yönelik çok sayıda akademik çalışmasının olmasının yanında , sahada aktif, sektörde tanınan, sevilen bir profil olması, kanatlı yetiştiriciliği sektörünün meselelerine çok olumlu katkılar sunacağı umudunu doğurmuştur.




