Süs tavuğu yetiştiriciliğinin damızlık, yumurta depolama, kuluçka gibi önceden bahsettiğimiz her aşaması önemli olduğu üzere bu yazımızın konusu olan civciv bakım idaresi de oldukça önemlidir. Damızlık dişi başına ne kadar yüksek kuluçkalık yumurta ve bunlardan ne kadar yüksek kuluçka randımanı elde etmiş olsak bile ürettiğimiz civcivlerin yaşama gücünün yüksek olması bu başarının sürdürülebilirliği açısından üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir yetiştiricilik periyodudur. Civciv dönemi ırklara göre (hızlı veya yavaş gelişme durumuna göre 3-9 hafta arası) değişmekle birlikte ilk 6 haftalık periyodu kapsamaktadır. Bu yazımızda bahsedilen hususların bu periyot sınırları içinde değerlendirilmesi konunun daha iyi kavranması açısından elzemdir.
Genel olarak yetiştiricilerimizin kuluçka makine kapasiteleri düşük olduğundan, öncelikle bir sonraki damızlık adayı olabilecek ailelerin/bölmelerin yumurtalarının kuluçkasına imkan ve zaman ayırmaktadırlar. Bu kapasite fazlası yumurtalar ise diğer yetiştiricilerle paylaşılmaktadır. Genellikle serbest gezinmeli veya kısmen açık sistemlerde üretim yapıldığından bahar ayları üretim sezonu olarak benimsenmiş olduğu söylenebilir. Bu üretim sezonunun meyvesi olarak civcivlerin üretilmesi ile sezonun tamamlandığı yanılgısına düşülmemelidir. Oysaki yetişkin tavukların aksine çevre şartlarına (sıcaklık, nem, havalandırma, besleme vb.) daha duyarlı bir canlı materyal olarak civcivlerimiz ile baş başa kalmaktayız. Yukarda bahsettiğimiz üzere bu civcivler bizim gelecek yıllardaki damızlık ve/veya yarışma adaylarımız olduğundan gelişimlerinin düzgün olmasını garanti altına almak zorundayız. Çünkü gelişimini iyi tamamlamış bir hayvan ancak daha güzel görünüş ve daha iyi bir üreme performansına sahip olacaktır.
Pedigrili bir üretim yapılıyorsa ailelere ait civcivlerin gelişimleri ve performansları (yaşama gücü ve belirli haftalardaki canlı ağırlıkları vb.) takip edilerek ebeveynlerinin damızlık kapasiteleri hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bu açıdan bakıldığında her bir civciv yetiştirici açısından değerlidir ve ne kadar çok civciv ile ebeveynler test edilebilirse sürünün istenilen özellikler yönünden ıslahı açısından kolaylık sağlanabilir. Böylece her geçen yıl sürü daha da iyileştirilmiş olacaktır. Ürettiğimiz her civciv yetiştiriciliğimizin geleceği ve bizim gözbebeğimizdir. Her yıl ne kadar ileriye gideceğimiz en yüksek yaşama gücü ile en iyilerin elde tutulması oranına bağlıdır. Bir başka deyişle, ne kadar çok sayıda yeni birey kuluçkadan çıkmış ve bunlardan ne kadar çoğu hayatta kalmış olursa o kadar daha kaliteli (yetiştiricinin istediği ve/veya ırkın standart özelliklerine göre) hayvanların elde kalması sağlanmış olur.

Civcivler yumurtadan çıkışı takip eden en az 6-8 saat sonra yani iyice kuruduktan sonra veya başka bir ifadeyle çıkışı takip eden 24 saate kadar kuluçka makinelerinden ana makinelerine veya civcivlere uygun hazırlanmış yer bölmelerine transfer edilebilir. Eğer yer bölmelerine alınacaksa altlık materyali olarak kaba rende talaşı (mevsim durumuna göre 3-8 cm arasında olmalıdır) tercih edilmelidir. Altlığın bölmenin her yerinde aynı yükseklikte homojen şekilde dağıtımı ve düzenlenmesi gerekir. Böylece yemlik ve sulukların altında oluşabilecek boşluklarda civcivlerin sıkışarak ölmesi önlenmiş olacaktır. Altlık üstünde yemliklerin altına denk gelecek şekilde graf kağıdı serilerek yemlik alanı genişletilebilir ve böylece civcivlerin en erken sürede yeme ulaşmaları ve altlık materyalinden en az tüketmeleri sağlanmış olur. İmkanlar dahilinde civcivlerin sayısına en uygun şekilde yemlik ve suluk bölmelere koyulmalıdır.
Civciv embriyoları kuluçka süresince yumurtanın akından beslenmekte ve kuluçkanın 18. gününden başlayarak çıkımın tamamlanmasına kadar yumurta sarısı bir kese halinde civcivin karın içine çekilir ve göbek deliği tamamen kapanır. Göbeğin tam kapanmadan çıkışın tamamlandığı civcivler ıskarta olarak değerlendirilmelidir. Göbeği tam kapanmış sağlıklı civcivler bu sarı kesede bulunan enerji, protein, su ve bağışıklık maddeleri sayesinde çıkışı takip eden 72 saat boyunca dışardan gıda almadan hayatını idame ettirebilir. Fakat bu süre 4. günü bulduğunda ölüm oranı %50’leri ve 5. gün ise %100’leri bulmaktadır. Bu sebeple kuluçka çıkım zamanları doğru bir şekilde takip edilmelidir. Her ne kadar civcivler çıkış sonrası 72 saate kadar idare ediyor olsalar da ilk 24 saatten sonraki süreçte meydana gelen ağırlık kayıplarını telafi edememektedirler. Bu yüzden ilk gün içinde civcivlerin temiz su ve yeme ulaşmaları sağlanmalıdır. Eğer civcivlerimiz kendi işletmemizde çıkmışlarsa temiz su yeterli olurken uzak yoldan gelen civcivler söz konusu olduğunda enerji kaybını hızlı şekilde tolere edebilmek için ilk 12 saatlik süreçte %3-5 şekerli su verilebilir. Fakat eğer çıkışın tamamlanmasının üzerinden yukarda bahsettiğimiz süreler aşılmamışsa sadece temiz içme suyu yeterli olacaktır. Civcivler için suyun sürekli temiz sağlanması gerekir ki civcivlerin vücutlarında su oranı %80-85 dolayında yetişkin tavuklara (%55-65) kıyasla oldukça yüksektir. Civcivlere verilecek olan içme suyunun oda sıcaklığında olması idealdir bundan dolayı suluklar ısıtıcılara çok yakın olmamalıdır.
Yemlik ve suluk gibi ilk günlerde hayati öneme sahip ekipmanların civcivler tarafından rahatça kullanılabilir olmasına özen gösterilmelidir. İlk hafta civcivlere verilecek yemin protein oranı %21-23 seviyesinde ve metabolik enerjisi 2900-3000 kcal/kg ve haftalar ilerledikçe protein oranı %18 ve metabolik enerjisi 3100-3200 kcal/kg seviyelerine doğru değişmelidir. Tabi ki piyasada bu değerlere en uygun yemlerin bulunması her zaman kolay olmamakla birlikte bu referans değerlere ve yetiştirilen ırklara göre kendi besleme programlarımızı oluşturmamız gerekmektedir.
Civciv davranışları iyi takip edilmelidir. Anormal durumlar tespit edildiğinde ve ilk hafta ölüm oranı %1’i aştığında gerekli önlemler alınmalıdır. Özellikle ilk hafta civcivlerin termoregülasyon (vücut sıcaklığının ayarlanması) sistemleri tam oluşmadığı için civciv seviyesindeki sıcaklık oldukça önem arz etmektedir. Civcivler bölmelere koyulmadan en az 1 gün önce ısıtıcılar açılmalıdır ki kümes içindeki tüm bölgelerin gerekli sıcaklığa geldiğinden emin olunmalıdır. Sıcaklığı takip etmek amacıyla belirli bölgelerde civciv seviyesine termometreler koyulabilir. Sıcaklık ilk gün 30-33 °C arasında olmalı ve her geçen gün 0.1-0.3 °C azaltılarak 18-22 °C seviyelerine kadar indirilmelidir. Burada önemli olan yetiştiricinin mevcut ırklarının sıcaklık istekleridir ki bu konuda ayrıntılı çalışmalar olmadığı için genel ortalama değerler referans alınabilir. Fakat sıcaklık konusunda derecelerden de önemli olanı civciv dağılımlarının takibidir. Sıcaklık uygun değerlerde olduğunda, civcivler bölmenin her yerinde homojen bir dağılım gösterir ve neşeli şekilde doğal hareketler sergileme (kanat çırpma, ufak koşuşturmacalar, birbirlerinin gagasındakini kapmaya çalışmalar vb.) eğilimindedirler. Eğer sıcaklık gerekenden yüksek ise civcivler ısıtıcılardan olabildiğince uzaklaşma ve duvar diplerine doğru hareket halinde olmaktadırlar. Bunun tam aksi durumda yani düşük sıcaklık olduğunda civcivler ısıtıcıya olabildiğince yakın duracaktırlar. Bu durumlar dışında bölmeler içinde hava cereyanı var ise civcivler bölmenin cereyan olmayan kısmında kümelenecektir. İşte bu davranışların gözlenmesi ile sıcaklık ve havalandırma hakkında bilgi sahibi olunarak ona göre hareket edilmelidir. Her ne kadar ilk günlerde hayvanların sıcaklık ihtiyacı yüksek olacaksa da bu demek değildir ki havalandırma yapmamalıyız. Havalandırma ilk gün en az seviyelerde de olsa başlatılmalı ve hayvanlar büyüdükçe davranışları takip edilerek artırılmalıdır.
Nem seviyesi ise ideal olarak %40-60 nispi nem olarak sağlanabilirse ne düşük nem olup çok toz olması ne de yüksek nem olup altlıkta kekleşme ile hastalık etkenlerinin çoğalmasının önüne geçilmiş olacaktır. Civciv davranışlarının takibi ile kolaylıkla gözlenebilecek aksaklıklara iyi bir örnek olarak; susuz kalan civcivler gözlerini daha çok kısma ve kapatma davranışı sergilediği bilinmelidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında hemen o bölmenin suluklarının kontrol edilmesi ve olası bir tıkanıklık veya suyun bitmesi gibi olumsuzluklar bertaraf edilmelidir.
Yerleşim sıklığı oldukça önemli hususlardan bir diğeridir. Bölmelerdeki civciv sayısı mümkün olan en az seviyede tutulduğunda hayvanların gelişimleri ve yaşama güçleri bir o kadar yüksek ve bunun aksi olduğunda da istenmeyen yönde düşük olacaktır. Farklı sürülerden elde edilmiş civcivler varsa mümkün olduğunca farklı bölmelere yerleştirilmeli ve böylece hayvanlarda hastalıkların ortaya çıkma olasılıkları en aza indirilmelidir. Elde edilen her bir civcivin sürünün devamlılığı açısından son derece önemli olduğu unutulmamalıdır.
Yetiştiricilik; damızlık, yumurtaların muhafazası, kuluçka, civciv ve piliç yetiştirme gibi halkalardan oluşan zincirin kesintisiz döngüsüdür. Zamanla akıp giden bu nehrin yönünü belirleyecek olan ‘Yetiştirici’dir. Yetiştiricinin ustalığı ölçüsünde bu nehir ya kurak, ya deniz ya da okyanusta son bulacak bir serüvendir. Sonuç olarak, sağlıklı dişi ve erkek damızlıklardan hedeflenen yüksek kuluçkalık randımanı ile elde edilen civcivlerin yaşama güçlerinin yüksek tutulması ile daha etkin bir üretim sağlanmalıdır. Bu hobinin daha güzel yaşanması dileklerimle diyorum ki; Amatörce sev profesyonelce yetiştir.
Yazarın bu ve önceki yazıları ile ilgili ayrıntılı bilgi ve kaynaklar için yazar ile irtibata geçebilirsiniz.
Ahmet UÇAR
Zooteknist




