Ana SayfaKöşe YazılarıKapımızdaki Tehlike Kostümcülük

Kapımızdaki Tehlike Kostümcülük

                Başlık biraz garip gelmiş olabilir, farkındayım. Ama ülkemiz kanatlı yetiştiriciliği alanının son dönemdeki en büyük sorunsallarından biri olarak görmekteyim bu başlığı. Kostümcülükten kastettiğim anlam; hobicilerin yetiştirdikleri hayvanların renk, desen, biçim ve süs gibi özelliklerine daha fazla önem verip, bu özellikleri ön plana çıkarmaya yönelik üretim programları uygulamaya öncelik vermeleri. Böylelikle daha gösterişli, göz ve estetik zevklere daha çok hitap eden hayvanlar üretmeye çalışmaları. Bunun ne zararı var? veya nesi kötü? diye sorabilirsiniz. Aslında masumane bir tercih ve insiyatif anlamı taşısa da ve hatta biyolojik çeşitliliği geliştirme ve zenginleştirme gibi faydaları olabileceği düşünülse de birçoğumuzun ıskaladığı, fark edip göremediği önemli bir sorunsalı içinde barındıran bir husus bu. Bu yazımda biraz bu konuya ışık tutmaya çalışacağım.

                Evet bu bir üretici eğilimi ve tercihidir. Üreticilerin bu tercih ve eğilimini belirleyen bana göre 2 neden söz konusu. Birincisi; tamamen estetik zevklere göre tercih edilen biçim, renk ve desenlere olan ilgi ve merak. Bu biraz daha masumane ve kabul edilebilir bir etkendir. İkincisi ise tamamen ticari ve ekonomik beklenti ve menfaatlere göre şekillenen, dönem dönem daha popüler olan ve çok talep gören renk ve desenlerin üretilmeye çalışılması, piyasada çok olmayan ve ilk geliştiren olup çok paralar kazanmanın umut edildiği bir etken. Bunun ilki kadar masumane ve kabul edilebilir olduğu kanısında değilim.

                Peki Bunun ne zararı var? veya nesi kötü? Bana göre; bu kostümcülük merakı, yerli ırklarımızı ve performans ırklarını tehdit eden sonuçlar doğurmakta. Özellikle yerli güvercin ırklarımızdan performans kuşu olanların; uçuş, oyun, takla gibi özelliklerinin gerilediği ve kaybolmaya yüz tuttuğu birçok emekçi hobicinin dile getirdiği acı bir gerçektir. Yüksek uçucu, makaracı, taklacı, oyuncu kuşların performans nitelikleri, kostüm sevdasına feda edilmekte olup 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl öncesine kadar olan kuşlarımızın performans niteliklerinin ciddi oranda kaybolmaya yüz tuttuğu eski usta yetiştiricilerin de anlatımlarından anlaşılmaktadır. Sonuçta elimizde kala kala kafes, kümes, sergi hayvanı, kostümlü kuşlar kalacak olup, meşhur efsane performansları arar olacağız bu gidişle.

                 Süs tavuğu kategorisinde değerlendirilen yerli tavuk ırklarımızda aynı tehditle karşı karşıya bulunmakta. Popüler bir renk ve desene sahip hayvanlar üretmek isteyip standart tip, genel görünüm, büyüklük ve biçim gibi öncelikli nitelikleri değiştirip bozan örnekler görmekteyiz. Örneğin Koko denilen renk ve desende Sultan üretmek isteyip, rengi deseni tutturmuş ama sultandan çok her şeye benzeyen örneklerle karşılaşıyoruz. Bana göre; evet o renk ve desen koko ama o tavuk sultan değil artık. Tip bozulmuş, form bozulmuş garip bir tavuk ortaya çıkmış.

Şu söylenebilir belki; bu bir çalışma sürecidir. Süreç içerisinde tip ve forma yönelik hatalarda düzeltilebilir. Evet bu mümkün olabilir. Bu konuda tutucu ve katı bir tutum içinde olmak istemem. Ama bu tarz çalışmalar çok teknik bilgi ve uzun zaman isteyen süreçlerdir. Açıkçası birkaç çaprazlama veya birkaç nesille sonuç alınabilecek bir süreç değildir. Bu konuda çalışan üreticilerin çoğu bu bilinç ve bilgi seviyesinden yoksun, kısa vadeli ticari beklentilerin peşinden koşan profiller. Maalesef ki ırkların orijinal standart ve performans niteliklerini çok önemseyen ve korumaya çalışan insanlar değiller. Bu acı ama gerçek büyük bir tehdit.

                Neler yapılmalı? Öncelikle Federasyonların bünyelerinde faaliyet gösteren ırk standartları departmanları bu konuyu takip etmeli, üreticileri bilgilendirip farkındalık düzeylerini arttıracak eğitsel faaliyetlerde bulunmalılar. Muhakkak surette eski orijinal kuşları ve tavuklara ait hat ve kanların muhafaza edildiği üretici kümesleri oluşturulmalı, bu husus üreticiler arasında teşvik edilmeli ve bu tarz yetiştiriciler kulüp, dernek ve federasyonlarca desteklenmeliler. Aksi takdirde eski efsane kuşlarımızın yerinde yeller eser bir süre sonra süslü, desenli, renkli kuşlarla baş başa kalırız. Atalarımızdan bize miras bırakılan biyolojik mirasımızı ve yerli gen kaynaklarımızı yitirmiş oluruz.

Erkan Filiz
Erkan Filizhttps://follukdergisi.com
1980 Edirne doğumlu evli ve bir kız çocuk babası. İstanbul Süs Tavukları ve Bahçe Hayvanları Yetiştiricileri Derneği’nin Eski Genel Sekreteri, Sultan Tavukları Kulübü’nün Kurucu Başkanı ve halen Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmektedir. Folluk Dergisi’nin kurucusu ve editörlüğünü yürütmektedir. Tavukçuluk, Kanatlı Yetiştiriciliği ve evcil hayvan malzemeleri sektörlerinde faaliyet gösteren ticari işletmelerinde iş hayatını sürdürmektedir.

Popüler