Ana SayfaHobicinin El kitabıSüs Tavuğu Yetiştiriciliğinde Piliç Geliştirme

Süs Tavuğu Yetiştiriciliğinde Piliç Geliştirme

Kanatlı hayvan yetiştiriciliği dünya üzerinde çok sayıda tür ve ırk ile yapılmaktadır. Tavuk yetiştiriciliği ise bunlardan en önde gelenidir ve ticari tavuk yetiştiriciliği oldukça ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Her ne kadar amatör bir uğraşı olarak görülse de süs tavuğu yetiştiriciliği aslında sağlanan ilerlemelere hem ırkların oluşumu hem de yetiştiricilik pratiklerinin başlangıcı olarak temel oluşturmaktadır. Süs ve hobi amaçlı yetiştiricilik; ırk seçimi, kümes ve ekipman hazırlığı, damızlık, yumurta depolama ve kuluçka, civciv büyütme, piliç geliştirme, yarışma hazırlığı, damızlık adaylarının belirlenmesi, ayıklama vb. bir çok aşamayı içeren bir süreçtir. Bu yazımızda önceki 4 bölümün devamı niteliğinde piliç geliştirme aşamasından bahsetmeye çalışacağız.

Piliç geliştirme aşamasına gelmiş tavuklarımız ki bu ırklara (yavaş veya hızlı gelişim gösterme) göre değişmekle birlikte ortalama 6 haftalık yaştan 24 haftalık yaşlar arasındaki dönemi kapsamaktadır. Yavaş gelişen ırklarda 9-28 haftalar ve hızlı gelişen ırklarda 3-18 haftalık yaşlar arası piliç dönemi olarak varsayılmaktadır. Bu döneme ulaşmış hayvanlarımızdan özellikle horoz olanlarının fazlası satış veya takas olarak değerlendirilmekteyken, süs tavuğu yetiştiriciliğinde genel olarak piliç aşamasına gelmiş hayvanlar bir sonraki üreme mevsiminin damızlık adayları olarak barındırılmaktadır. Bu yüzden yazımızda daha çok üstün damızlık performansına yönelik olarak yapılacak yetiştirme uygulamalarını kısaca özetlemenin daha faydalı olacağını düşünmekteyim. Genellikle serbest gezinmeli sistemlerde yapılan yetiştiricilikte piliç dönemi artık hayvanlarımızın dışarı çıktığı, hava şartları ve yeni patojenlerle temasa geçtiği dönemdir. Önceki dönemlerde de bahsettiğimiz üzere bu dönemde de başlıca dikkat etmemiz unsur biyo-güvenlik olmalıdır. Biliyoruz ki yaşama gücü düşük olan sürülerde diğer performans özelliklerinin de düşük olması kaçınılmazdır. Eğer yarışmaya katılacak hayvanlar ise yetiştirdiklerimiz daha kötü ve sönük tüy örtüsü ile zayıf duruşa sahip hayvanlar olacaktır. Nitekim bu hayvanlar damızlık olacaklarsa da yumurta verimlerinin ve bu yumurtalardan elde edilecek kuluçka randımanın düşük olması kaçınılmazdır. Bu yüzden yüksek performans için yaşama gücü yüksek sürüler oluşturmakta fayda vardır. Bunun için de öncelikli dikkat etmemiz gereken unsur biyogüvenliktir.

Önceki yazılarımızda üzerinde durduğumuz önemli bir yetiştiricilik uygulaması da pedigrili (soy kütüğü) bir üretimdir. Mümkün olduğunca anası-babası belli hayvanların yetiştirilmesi başarımızın temeli olacaktır. Çünkü biliyoruz ki elde edeceğimiz fenotipik (dış görünüş) güzelliğin asıl büyük orandaki kısmı genetiktir. Bu sebeple doğru hayvanlarla çalışmak önemlidir. Soylara göre civciv ve piliç dönemi gelişimlerini takip altına almalı ve mümkünse canlı ağırlık artışları takip edilmelidir. Daha da ötesi piliç döneminde hayvanların belli temel morfolojik ölçümleri de yapılabilirse kayıtlarımız daha anlamlı hale gelecektir. Bir önceki yazımızda civciv dönemi ile ilgili bahsettiğimiz gibi her ana-baba ne kadar çok piliç ile test edilebilirse onların damızlık değerleri hakkında daha net yargıya varabiliriz. Böylece hangi soyların çoğaltılması gerektiği hangilerinin ise ayıklanması yani elden çıkarılması gerektiği ile ilgili fikir yürütmek kolaylaşacaktır. Yetiştirdiğimiz her bir piliç bizim üretimimizin geleceğidir ve oldukça değerlidir. Her jenerasyon ne kadar ileriye gideceğimiz bu piliçlerin en iyilerini seçebilmemize ve bu seçtiklerimizi uygun koşullarda yetiştirmemize bağlıdır.

Piliç dönemi artık hayvanların fenotipik özelliklerinin kendini belli etmeye başladığı dönemdir. Hayvanın tüy rengi yavaş yavaş kendini belli etmektedir. Her ne kadar civciv döneminde belli diye düşünülse de ayak rengi ve ibik şekli gibi özellikler de yavaş yavaş bu dönemde oturmaya başlamaktadır. İbik şekli, ayak rengi ve tüy rengi gibi özellikler kalitatif karakterler olup verimi oluşturan karakterlerden farklı kalıtım yolu vardır. Kalitatif karakterlerde çekinik, baskın ve eş baskın kalıtım ilkeleri geçerlidir. Kromozomlar her canlıda kendine has büyüklük ve şekilde olup daima çift sayıdadırlar. Kanatlılarda cinsiyet kromozomları erkeklerde aynı (ZZ), dişilerde farklı (ZW) cinsiyet kromozomu taşırlar. Bu yüzden, memelilerden farklı olarak kanatlılarda cinsiyet ana tarafından belirlenmektedir. Cinsiyet kromozomlarında çekinik olarak taşınabilen “dw”  cücelik geni sayesinden mini olarak geliştirilmiştir. Tüylenme hızı da yine cinsiyet kromozomunca taşınan genler tarafından belirlenen bir karakterdir. Yavaş tüylenme cinsiyete bağlı dominant bir gen (K) ile meydana getirilmektedir. Bu genin resesif aleli (k) ise hızlı tüylenmeyi kontrol eder. Bu tip özellikler özellikle ırklar arasındaki melezlerde veya ırk içinde farklı renkteki melezlerde kendilerini göstermektedir. Aslında kalitatif özellikler az sayıda gen tarafından etkilendikleri için süs amaçlı yetiştirilen tavuklarda ıslah daha kolay ve etkin yapılabilmektedir. Burada önemli olan doğru damızlık adaylarını belirlemektir. Diyelim ki her şey yolunda gitti ve doğru damızlık adaylarını belirledik bu seferde karşımıza bu hayvanların çoğaltılması çıkmaktadır. Damızlıkların yumurta verimi, bu yumurtaların döllülüğü ve dolayısıyla kuluçka randımanı kantitatif özelliklerdir ve çok sayıda gen tarafından determine edilirler. Bu üreme özelliklerinin jenerasyonlar arasında genetik olarak aktarılma oranı yani kalıtım dereceleri düşüktür. Bu da yetiştirme koşullarından daha fazla etkilendikleri anlamına gelmektedir. Bundan dolayı piliç döneminde damızlık adaylarının çok iyi yetiştirilmeleri gerekir ki bunlar damızlık döneminde kendi genetik yapılarına has en yüksek performansı gösterebilsinler.  Bu yetiştirme koşullarının başında da uygun sıcaklık (artık piliç dönemine gelmiş hayvanlar 18-21 derecelik konfor sıcaklığında rahat edeceklerdir), havalandırma (amonyak, karbondioksit ve karbonmonoksit gibi gazlar ile sıcaklık ve nemin kontrolü amaçlanmalıdır), nem (%40-60 arası ideal seviyedir) ve aydınlatma (aydınlatma konusuna daha uzun değineceğiz) gibi özellikler gelmektedir.  

Piliç döneminde çevresel kontrol, besleme stratejileri, davranış özelliklerinin takibi ve sağlık durumunun takibi oldukça önemlidir. İlk 6 haftalık civciv döneminde m2’ye 20-25 civciv yerleştirilirken piliç geliştirme döneminde bu sayı 6-8 piliç/m2’yi geçmemelidir. Tabi ki imkanlar dahilinde yerleşim sıklığı ne kadar az olursa yani hayvanlara ne kadar çok alan ayırabilirsek yaşama gücü ve gelişimleri de o kadar iyi olacaktır. Piliç döneminde eğer yeterli bölme hazırlanabilirse hayvanların tartılarak birbirine yakın olanlarının aynı bölmeye yerleştirilmesi, diğer bir deyişle boylama yapılması oldukça faydalı olacaktır. Bu gibi uygulamalar ile her bir sürünün kendi içinde üniformitesini yükseltmiş oluruz. Üniformitenin sürdürülebilirliği hayvanların eşzamanlı gelişimleri açısından oldukça önemlidir.  Mümkün olduğunca canlı ağırlık tartımları yapılarak sürünün üniformitesi takip edilmelidir. Bu işlem genellikle piliç döneminde yapılmakla birlikte büyük sürülerde yumurtlama periyodunda da damızlık tavuklar için yapılabilir. Üniformiteyi en basit şekilde iki örnek ile açıklayacak olursak;

  1. 450, 560, 480, 590, 600, 430, 545, 455, 565 ve 525 g’lık 10 adet hayvanın ortalama ağırlığı 520 g’dır. Bu ortalamanın %10 eksiği ve fazlası yani 468 – 572 g arasında kalan hayvan sayısı 5 adettir. Bu da üniformitenin %50 (5/10) olduğu anlamına gelir.
  2. 560, 570, 580, 480, 590, 550, 555, 560, 570 ve 625 g’lık 10 adet hayvanın ortalama ağırlığı 564 g’dır. Bu ortalamanın %10 eksiği ve fazlası yani 508 – 620 g arasında kalan hayvan sayısı 8 adettir. Bu da üniformitenin %80 (8/10) olduğu anlamına gelir.

Örneklerden birincisinde üniformitenin kötü diğerinde ise iyi olduğunu söyleyebiliriz. Kötü olan üniformiteyi düzeltmek için en etkili yöntem yukarıda da bahsettiğimiz gibi birbirine yakın ağırlıktaki hayvanların aynı bölmelerde yetiştirilmesidir. Üniformitenin iyi olması hayvanların biyolojik ve fizyolojik özelliklerinin birbirine yakın olması anlamına gelmektedir. Böylece yapılacak yetiştirme uygulamalarına tepkilerinin benzerliği sağlanabilir. Başlıca hiyerarşide çok uç noktaların oluşmaması ile verilen yemden benzer miktarda tüketim gerçekleşebilir. Hayvanların canlı ağırlıklarındaki varyasyon (farklılıklar) fazla olduğunda ağır olanlar günden güne çok tüketirken hafifler zayıfladıkça güçten düşecek ve hatta hastalanma ihtimalleri artarak ölümler görülebilecektir. Bu hastalanmalar sonucunda sadece kendileri değil tüm sürüyü tehlikeye atacaklardır. Damızlık dişilerde canlı ağırlık yönünden farklılığın yüksek olması yumurtlama periyodu boyunca da verimde uçurumların oluşmasına neden olacaktır. Canlı ağırlık çiftleşme senkronizasyonu açısından da önemlidir. Irka has yumurtlama yaşındaki ağırlıktan az olursa; ilk (kılavuz) yumurtanın gecikmesi, küçük yumurtlama, toplam yumurta veriminde, kuluçkalık yumurta oranında ve döllülük oranında azalma meydana gelebilir. Eğer ağırlık fazla olursa benzer sıkıntılar oluşmakla birlikte farklı olarak erken yumurtlama, çift sarılı yumurta oranında artış ve ilave olarak da prolapsus (yumurta kanalının dışarı çıkması) gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Alınan kayıtlar sonucunda yetiştirilen ırklara özgü canlı ağırlık sınırlarının belli olması durumunda boylama yapılan bölmelerde hayvan başına verilecek yemin nitel veya nicel olarak düzenlenebilmesi mümkün hale gelecek ve böylece yetiştirilen genotipe uygun cinsi olgunluk yaşında yine genotipe uygun cinsi olgunluk ağırlığına ulaşılabilecektir. Piliçlerin üniform olmaması durumunda şu özelliklerin olabileceği düşünülmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır;

* Uygun olmayan yem dağıtımı

* Yetersiz yemlik alanı

* Büyük sürü

* İç parazit ve koksidiyoz

* Yem seçme

* Aşırı yemleme

* Yüksek veya düşük besin içeriği

     Açık kümeslerde yetiştiricilik yapıldığında aydınlatma genellikle gün uzunluğuna bağlı olarak gerçekleşmekle birlikte kapalı kümeslerde yetiştiricilik yapıldığında aydınlatma cinsi olgunluk yaşının kontrolü bakımından oldukça önemli bir çevre koşulu olarak karşımıza çıkmaktadır. Civcivlere kuluçkadan çıktıktan sonra ilk hafta boyunca yem ve suyu daha rahat erişmeleri ve gelişimlerinde bir aksaklık olmaması amacıyla 24 saat aydınlatma yapılabilir. Bu sürenin ilk 2 gün boyunca olması özellikle önem arz etmektedir. Işık şiddetinin de ilk 2 hafta boyunca 80-100 lüks olması uygun iken genotipe uygun cinsi olgunluk yaşından önce hayvanların yetişkin olmamaları (yukarıda Üniformite konusunda da anlatılmaya çalışıldığı haliyle çeşitli sorunlar oluşmaması için) amacıyla 20 lüks ışık şiddetinde 8-10 saatlik bir aydınlatmanın 2 haftalık yaştan itibaren tüm piliç döneminde bu şekilde aydınlatma uygulaması yapılabilir. Irkların gelişim hızlarına göre değişmekle birlikte bu sürecin ne zaman sona ermesi gerektiği belirlenmelidir. Maalesef süs tavuğu olarak yetiştirilen ırklarla ilgili gelişimlerin net olarak belirlenmemiş olması yapılacak uygulamalar ile ilgili de net aktarımlar yapılmasını güçleştirmektedir. Piliç geliştirme döneminde tavukların iskelet gelişiminin çoğunun tamamlandığı, iyi bir bağışıklık, kardiyavasküler ve sindirim sistemi gelişimi sağlanması beklenir. Piliç geliştirme döneminde yapılan tüm uygulamaların amacı iskelet, kas ve tüy gelişimini güzel şekilde tamamlamış ve üreme sistemi iyi şekilde gelişerek cinsi olgunluğa erişmiş sağlıklı damızlık adayı hayvanların elde edilmesidir.

Aslında yetiştiricilik damızlık, kuluçka, civciv, piliç, damızlık adayları gibi halkalardan oluşan zincirin kesintisiz döngüsüdür. Zamanla akıp giden bu nehrin yönünü belirleyecek olan ‘Yetiştiricidir. Yetiştiricinin ustalığı ölçüsünde bu nehir ya kurak, ya deniz ya da okyanusta son bulacak bir serüvendir. Sonuç olarak, yüksek yaşama gücü oranı ile ırkına has gelişimini iyi şekilde tamamlamış damızlık adayı yarkaların elde edilmesi hedeflenmelidir. Bu hobinin daha güzel yaşanması dileklerimle diyorum ki; Amatörce sev profesyonelce yetiştir.

Yazarın bu ve önceki yazıları ile ilgili ayrıntılı bilgi ve kaynaklar için yazar ile irtibata geçebilirsiniz.

Ahmet UÇAR

Zooteknist

Ahmet Uçar
Ahmet Uçar
Ankara Üniversitesi Araştırma Görevlisi

Popüler